Sağlıksız Beslenme ve Obezitenin, Bağışıklık Hücrelerinin Ölümüne Sebep Olduğu Tespit Edildi

Sağlıksız beslenme ve obezite, bağışıklık hücrelerinin ölümcül aktivasyonuna yol açar ve bu da geri dönüşü olmayan sağlık problemlerine sebep olabilir. Lmu'dan bir araştırmacı ekibi, Boston'daki Harvard Tıp Fakültesi ile işbirliği içinde obezitenin vücuttaki olumsuz moleküler etkilerini ortaya çıkardı.


Obezite genel olarak bedenin yağ kütlesinin yağsız kütleye oranının aşırı artması sonucu boy uzunluğuna göre vücut ağırlığının arzu edilen düzeyin üstüne çıkmasıdır. Günümüzde gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin en önemli sağlık sorunları arasında yer almaktadır.


Günlük yaşamda her bireyin yaşa, cinsiyete, yaptığı işe, genetik ve fizyolojik özelliklerine ve hastalık durumuna göre değişen günlük enerjiye ihtiyacı vardır. Sağlıklı bir yaşam sürdürmek için, alınan enerji ile harcanan enerjinin dengede tutulması gerekmektedir.


Yetişkin erkeklerde vücut ağırlığının %15-18'i, kadınlarda ise %20-25'ini yağ dokusu oluşturmaktadır. Bu oranın erkeklerde %25, kadınlarda ise %30'un üstüne çıkması obeziteyi oluşturmaktadır.


Günlük alınan enejjinin harcanan enerjiden fazla olması durumunda, harcanamayan enerji vucutta yağ olarak depolanmakta ve obezite oluşumuna neden olmaktadır.


Buna paralel olarak, günümüz teknolojisindeki gelişmeler, yaşamı kolaylaştırmakla birlikte, günlük hareketleri önemli ölçüde sınırlamıştır.


Anlaşılacağı üzere obezite; besinlerle alınan enerjinin (kalori) harcanan enerjiden fazla olması ve fazla enerjinin vücutta yağ olarak depolanması (%20 veya daha fazla) sonucu ortaya çıkan, yaşam kalitesini ve süresini olumsuz yönde etkileyen bir hastalık olarak kabul edilmektedir.


Dünya Sağlık Örgütü'ne (WHO) göre aşırı kilo ve obezite çağımızın en büyük sağlık sorunları arasında yer alıyor. Aşırı kilolu olmak genellikle diyabet, arteryoskleroz veya kalp krizi gibi ciddi ikincil hastalıkları tetikler.


Vücuttaki yağ dokusunun genişlemesi, tüm vücudu kapsayan ve böylece ikincil hastalık riskini artıran enflamatuar bağışıklık tepkisi ile yakından ilişkilidir. Viseral yağ dokusu bu süreçlerde önemli bir rol oynar. Burada bağışıklık hücreleri kendilerini lenfoid yapılara yerleştirebilir ve kişinin metabolizmasını bozan bağışıklık tepkilerini tetikleyebilir.


Viseral yağ, kişinin karın boşluğunda depolanır ve hormonların vücutta nasıl işlediğini etkilediği için ‘aktif yağ’ olarak da bilinir. Bu nedenle viseral yağ fazlalığı, potansiyel olarak tehlikeli sonuçlara yol açabilir.


Karın boşluğunda viseral yağ bulunduğundan, pankreas, karaciğer ve bağırsaklar gibi birçok hayati organın yakınındadır. Viseral yağ miktarı ne kadar yüksekse, tip 2 diyabet ve kalp hastalığı gibi belirli sağlık komplikasyonları için daha fazla risk taşır.



LMU'daki bir araştırmacı ekibi obeziteyle oluşan immünometabolizmayı etkileyen moleküler süreçleri araştırdı ve sağlıklı yaşam için beslenmenin belirleyici bir rol oynadığını buldular.


Münih Biyomedikal Merkezi'nden çalışmanın başyazarı Dr. Susanne Stutte ”Sadece üç haftalık yüksek yağlı, yüksek kalorili bir diyetten sonra, bağışıklık sistemini ve organizmadaki metabolizmayı kontrol eden moleküler süreçlerde değişiklikler görüyoruz” şeklinde açıklama yaptı.


Aşırı gıda enerjisi, karın içinde ve iç organlar arasında bulunan viseral yağ gibi yağ dokusunda depolanır. Herkesin bu viseral yağa sahip olmasına rağmen, özellikle kalorisi yüksek bir diyet genişlemesine neden olur ve sağlık için risk oluşturur.


Viseral yağın sürekli büyümesiyle, araştırmacıların gösterdiği gibi immünolojik süreçler dengesiz hale gelir: plazmasitoid dendritik hücreler (PDC) olarak bilinen belirli bir bağışıklık hücresi türü viseral yağ dokusunda birikir. Stutte, “Pdc'lerin bağışıklık sistemini düzenlediği ve metabolizmayı etkilediği üçüncül lenfoid doku oluşmaya başlar" diye açıklıyor.


Yağ dokusu genişlediğinde, bu yapılar büyüyen bir oranda oluşur. Viseral yağdaki PDC'LER, metabolizmaya keskin bir şekilde müdahale ederek, sürekli alarm durumunda olduğu için metabolik bir sendrom yaratır.


LMU'DAKİ Walter Brendel Deneysel Tıp Merkezi'nden Profesör Barbara Walzog ve SFB 914 İşbirlikçi Araştırma Merkezi başkanı Profesör Barbara Walzog, ”Pdc'ler genellikle bağışıklık sistemine talimat veren bir haberci (tip-I interferon) salgılayarak yanıt verdikleri viral bir enfeksiyon durumunda ilk engeli temsil ediyor” diye açıklıyor.


Enflamatuar belirteçler arttığında, metabolizma raydan çıkar ve metabolik sendrom oluşur. Stutte, ”Pdc'lerin yağa göçü engellendiğinde, kilo alımı azalır ve metabolik durum iyileşir" diyor.


Çalışma Harvard Tıp Fakültesi ile işbirliği içinde gerçekleştirildi ve araştırmacıların görüşüne göre, sonuçlar metabolik hastalıklara terapötik müdahaleye yönelik yeni yaklaşımların geliştirilmesine katkıda bulunabilir. Pdc'lerin yağ dokusuna göçü, harita olarak düşünülebilecek kesin moleküler kalıpları takip eder. Walzog, ”Örneğin Pdc'nin yağa göçünü durdurabilirsek, ortaya çıkan ikincil hastalıkları da önleyebiliriz" diye açıklıyor.


Kaynak: https://scitechdaily.com/obesity-unhealthy-diet-leads-to-fatal-activation-of-immune-cells/